Yorum: Biz “Mutmain” değiliz Emine Hanım | Türkiye | DW

by Bi'Burs

Marmara Denizi ölüyor. Recep Tayyip Erdoğan hala Kanal İstanbul’da ısrar ediyor. Türkiye’nin Maldivleri olarak bilinen Salda Gölü çevresinde, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın inşa ettiği alanın etrafındaki beyaz kumun rengi değişti. Emine Erdoğan’ın iki yıl önce gidip “İnandım” yani “İnandım ve ikna oldum” diyerek onayladığı Millet Bahçesi projesi, suyun renginin de değiştiği gölün çevresinde hayata geçirildi. Yürütmenin durdurulması için açılan dava devam ederken.

Emine’nin hala “mutmain” olup olmadığı bilinmiyor ama geçen gün çok mutluydu çünkü havalı bir ödül aldı. Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Programı BM HABİTAT, 2017 yılında Emine Erdoğan himayesinde başlatılan Sıfır Atık projesi için “Atıkta Akıllı Şehirler Dünya Şampiyonu” ödülünü verdi. Gerekçe: Proje kapsamında 3 yıl içerisinde 17 milyon ton geri dönüştürülebilir atık toplandı, 2 milyar ton sera gazı salınımı önlendi, 397 milyon ton hammadde, 315 milyon kilovat enerji, 345 milyon metreküp su tasarrufu sağlandı ve 17 milyar liralık ekonomik kazanç sağlandı. Ödülü büyük bir beğeniyle açıklayan Habitat’ın Malezyalı İcra Direktörü Maimune Mohd Sharif’in muhtemelen Türkiye’nin Avrupa Birliği’nden en fazla çöp ithal eden ülke olduğundan haberi yoktu. 2020 yılında İngiltere’deki plastik atıkların yaklaşık yüzde 40’ının yani 240 bin tonun Türkiye’ye ihraç edildiğinden ve bir kısmının yasa dışı olarak toplanıp yakıldığından veya doğaya bırakıldığından habersizdi sanırım.

Emine Erdoğan ödülü alırken ne dedi biliyor musunuz?

  • “Atık alanında ‘akıllı şehirler’ girişiminin çevre ve doğa ile uyumlu şehirler hedefine önemli katkı sağlayacağını düşünüyoruz.”
  • “Doğanın, yaşam alanlarımızın dışında, bizden kopuk bir varoluş alanı haline geldiğini ortak tecrübelerimizden biliyoruz…”
  • “Bir ülke sınırları içinde doğaya karşı işlenen suçun bedelini tüm insanlık ortaklaşa öder.”

Çevre kahramanı olduğuna inanan Emine Erdoğan, eşinin lideri olduğu partinin ve iktidarın neler yaptığını bilmiyor mu? Örneğin, eşinin ailesinin memleketi Rize, İkizdere’de Cengiz İnşaat’ın iş makinelerinin taş ocağına yer açmak için ağaçlara kök saldığını ve yerinden çıkan kayaları dere yataklarına döktüğünü hiç duymaz mı? Çevre köylerden kadınların dereleri, çalıları ve çalıları geçerek bu katliamı önleme mücadelesi mi? Jandarma, Van Gürpınar’daki yerleşim bölgelerinde mermer ocağı açılmasını istemeyen köylüleri uyarı ateşi açarak dağıtmaya mı çalıştı? Emine, Kaz Dağları ekosisteminde yer alan Kirazlı’daki doğa katliamı hakkında ne düşünüyor? Ve Maden Yasası hakkındaki görüşü? Türkiye’nin her yerinde köylülerin suya erişim hakkını savunmaya çalışırken şirketlerin özel güvenlik görevlileri veya jandarma tarafından nasıl muamele gördüğünü hiç duymamış mı? Hasankeyf’in sel baskınına “kararlı” mı?

Salda Gölü’nde Alarm

Salda Gölü ile devam edelim. Emine Erdoğan, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın “Çivi çakmayacağız” dediği yere kepçe ve kamyonlarla girildiğinin farkında değil mi? Salda Gölü Koruma Derneği’nin açıklamasını sanırım kimse aktarmadı. Alıntı yapayım: “Özel matkaplarla deldikleri kil tabakasına çelik kazıklar çakarak ahşap yapılar yaptılar. Bu eylemlerle göl korunamadı. Gölün çevresindeki doğal yapı ve göle giden yeraltı su yolları kapatıldı. hasarlı milli bahçe projesinin hala iptal edilmesini istiyoruz çünkü milli bahçe hidromanyezit ve beyaz kumlar üzerine inşa edildi.Millet bahçesi insanları göldeki suya girmeye teşvik ediyor ve daha çok insanı göle davet ediyor.

Tamamlanan milli bahçe projesinin davası devam ediyor. Milli bahçe dava sonucu beklenmeden bitirildi” dedi.

Salda Gölü Koruma Derneği’nin taleplerinden de alıntı yapacağım:

1) Salda Gölü’nde suya girmeyin.
2) Beyaz kumlara basmayın.
3) Göl çevresindeki yapılaşma durdurulmalıdır. Barış antlaşması iptal edilmelidir.
4) Milli bahçe projesi iptal edilmelidir.
5) Göl çevresindeki yerleşim yerlerinin kanalizasyon suları göle dökülmemelidir.
6) Salda Gölü bilim adamları için bir laboratuvar olsun.
7) Salda Gölü turistik amaçlı kullanılacaksa görsel turizm ve fotoğraf turizmi olarak kullanılmalıdır.
8) Salda Gölü UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınsın.

Emine Hanım Kanal İstanbul’a karşı çıkabilir mi?

Son olarak yazının başına döneceğim: Emine Erdoğan, eşi Recep Tayyip Erdoğan’ın “çılgın projesi” Kanal İstanbul’un Marmara Denizi’nde ve bölgede yaratacağı geri dönüşü olmayan ekolojik felaketin farkında mı? Bilim adamlarının uyarılarını hiç duymuyor mu? Cemal Saydam’ın düzenli uyarılarını hatırlatmak gerekir. Kanal İstanbul yapılırsa zaten doğuştan oksijensiz olan Marmara Denizi boğulacak. Ergene suyunun şu anda Marmara’ya akması nedeniyle Marmara’yı oksijensiz bırakan deniz tükürüğüne rağmen bu “çılgın proje” gerçekleşecek mi?

Çevreci bir kahraman olmakla övünen Can Emine, Dünya Çevre Günü vesilesiyle açıklama yapan Recep Tayyip Erdoğan’a “Bir dakika” diyerek, bugüne kadar yaptığı hataları ve ne tür bir hata yaptığını anlattı. Kanal İstanbul ile yaratacağı felaket, onu önleyecek mi? belki “mutlu” olabiliriz.

Banu Güven

© Deutsche Welle İngilizce

You may also like

Leave a Comment