Kuzey Kıbrıs raporunda “Türkiye seçimlere müdahale etti” iddiası | Türkiye | DW

by Bi'Burs

Kuzey Kıbrıs’ta geçen yıl yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerine Türkiye’nin doğrudan müdahale ettiği iddialarına ilişkin bir rapor hazırlandı. Raporda, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve Lefkoşa Büyükelçiliğinin seçimi kazanması için Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Ersin Tatar’ın çalıştığı iddia edildi.

Rapor, Mine Yücel, Abdullah Korkmazhan, Orhan Erönen, Mine Atlı ve Derya Beyatlı’dan oluşan “Biz Rapor Grubu” tarafından hazırlandı. Araştırmanın muhabiri avukat Tacan Reynar oldu.

Avukatlar, akademisyenler, iş adamları ve aktivistlerin yer aldığı sivil inisiyatif; siyasiler, bürokratlar ve gazetecilerden oluşan yedi tanıkla röportaj yaptı.

Raporda, Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın reklam ve tanıtım ekibinin adada üç hafta kaldığı, adaylar Mustafa Akıncı ve Serdar Denktaş’ın kendilerini MİT üyesi olarak tanıtan kişiler tarafından tehdit edildiği ve adaylıklarından çekilmelerinin istendiği iddialarına yer verildi. Yine rapora göre binlerce Kuzey Kıbrıslı Ersin Tatar’a oy vermek için banka hesaplarına para aktarıldı, sosyal medya trolleri harekete geçirildi, gazeteciler tutuklanmakla tehdit edildi.

“Kendilerini MİT üyesi olarak tanıttılar”

18 Ekim 2020 seçimlerinin ikinci turunda yüzde 51,74 oyla Cumhurbaşkanı seçilen Ersin Tatar’a karşı en güçlü aday, o dönemde Cumhurbaşkanlığı’nda oturan Mustafa Akıncı oldu. Akıncı’nın Genelkurmay Başkanlığı görevini yürüten Cenk Gürçağ, raporda yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “18 Eylül’de kendilerini MİT Dış Operasyonlar Başkanı Kemal, MİT Yunanistan ve Kıbrıs Daire Başkanı Ali olarak tanıtan kişiler tarafından yemeğe davet edildim. , ve MIT uzmanı Hakan. Kendisine, ailesine ve yakın çalışanlarına faydalı olacağını söylediler.”

Cumhurbaşkanı adaylarından Serdar Denktaş’ın ifadelerine göre, raporda seçimden önceki Cuma günü Tatar’a oy vermeleri karşılığında bazı vatandaşların banka hesaplarına ödeme yapıldığı ve Merkez Bankası’ndan diğer bankalara talimat gönderildiği iddia ediliyor. bunun için.

Denktaş, 4 Eylül 2020’de bir arkadaşının evinde kendilerini MİT’li olarak tanıtan kişilerle görüştüğünü ve kendisine, “Adaylığınızı geri çekerseniz Türkiye ile (Recep Tayyip Erdoğan ile) ilişki kurabileceksiniz” dendiğini de belirtiyor. bundan böyle kuramayacağınız bir şey.” Denktaş, kendisine destek verenlere baskı yapıldığını ve resmi plakalı araçların takip edildiğini de iddia ediyor.

Denktaş’a göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim çalışmaları için Kıbrıs’a gönderdiği ekip 27 kişiden oluşuyor. Sahada çalışan sayısı 300-400 civarındadır.

Mustafa Akıncı ve Ersin Tatar, 18 Ekim 2020’de yapılan seçimlerin ikinci turunda yarıştı.

“Lefkoşa Büyükelçiliği seçim merkezi gibiydi”

Raporu hazırlayan grup, Kuzey Kıbrıs’ta yayınlanan Özgür Gazete’nin yazı işleri müdürü Pınar Barut ile de görüştü. Gazeteciye AKP reklam ekibinin adaya geldiği ve Ersin Tatar’ın reklam propagandası üzerinde çalışacakları bilgisi verilir. Tatar ve ekibinin de onları bir otele girerken filme almakla tehdit edildiğini söylüyor.

DW Türkçe’ye konuşan Pınar Barut, yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “AKP reklam heyetinin adaya geldiğini ve otelde kaldığını öğrendik. Bu ekip, Ali Genç’in başkanlığını Başkan Yardımcısı Fuat Oktay’ın oluşturduğu ekipti. Uzun süren bekleyişin arkasında, gece gündüz ekiple bekleyen.Devlet Bakanı Hasan Taçoy ve Tatar’ın otele giriş çıkışlarını izledik ve raporladık.O dönemde bir seçim merkezi gibi çalışan Lefkoşa Büyükelçiliği’nin görev yaptığını öğrendik. , başsavcılığın mütalaasını aldı ve ‘devlet sırrını ortaya çıkarmak’ suçlamasıyla bizi tutuklatmak istediler.Daha sonra haber kaynağımıza arabulucu gönderdik.Öğrenmek istediler, bilgi vermedik. Aynı ajan, ‘O zaman Türkiye’ye gittiğinizde casusluk ve casusluktan tutuklanacaksınız’ dedi.

“Türkiye her zaman müdahil olmuştur” iddiası

DW Turkish, muhabirlerden iş adamı ve aktivist Orhan Erönen ile de görüştü. Kendilerini sivil ve vatansever bir inisiyatif olarak tanımlayan Erönen, bu raporu hazırlamaktaki amaçlarını şu sözlerle açıklıyor: “Daha önce müdahalelerden söz ederdik. Bu çocukluğumuzdan beri bildiğimiz bir şey. Ancak şimdi bu müdahale adayları tehdit ediyor. , politikacılar ve gazeteciler kendileri ve aileleriyle birlikte. Bunun belgelenmesini şart koştu. Raporun çarpıcı sonucu da bize durumun vahametini gösterdi.”

Erönen, raporu hazırlarken görüştüğü kişilerin aynı MİT yetkililerini anlattığını, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı’ndan 27 kişilik bir ekibin adaya çalışmak için geldiğini, üç hafta görüştüklerini ve kendisine baskı yaptıklarını da sözlerine ekledi. Ersin Tatar’ın az da olsa seçimi kazanmasına yardımcı olduklarını söyledi.

Uzun yıllardır Kıbrıs sorunu üzerinde çalışan gazeteci Erdal Güven, Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’taki seçimlere müdahale ettiği iddialarını DW Türkçe’ye değerlendirdi. Güven, Kuzey Kıbrıs’ta seçimlerin başlamasından bu yana Ankara’nın müdahale ettiğini, Kıbrıs’ın küçük bir yer olduğunu ve bu müdahalenin çok konuşulmasa da herkes tarafından bilindiğini söylüyor. Güven, Annan Planı gündeme geldiğinde Türkiye’nin yeniden seçimlere müdahale ettiğini, hatta o günlerde adanın terk edilmesini desteklediğini ve Mehmet Ali Talat’ın cumhurbaşkanı seçildiğini iddia ediyor.

Cumhurbaşkanlığı: Seçim, YSK tarafından onaylandı

45 sayfalık rapordaki ‘tanık’ iddialarını sormak için KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın ofisiyle temasa geçtik. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Dr. Berna Çelik Doğruyol, seçimlerin Kıbrıs Yüksek Seçim Kurulu tarafından onaylandığını ve sorularımızı Cumhurbaşkanı Tatar’a ileteceğini söyledi. Ancak iddialarla ilgili olarak Cumhurbaşkanlığı’ndan başka bir yanıt alamadık.

Türkiye ile ilişkiler

Peki, raporda ortaya konan bu müdahaleler bundan sonra Türkiye-Kuzey Kıbrıs ilişkilerini etkileyecek mi?

DW Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Doğu Akdeniz Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Sözen’e göre bu müdahalelerin belge ve anlatılarda ortaya konulmasının adaya çok büyük bir etkisi olmayacak: “Ama büyük bölümü Kıbrıs Türk halkının sadece sol tarafı değil… Kıbrıs Türk milliyetçisi olanlar arasında bile bu müdahalelere pek sıcak bakılmıyor.Bir tepki.Bu tepkinin sandıkta daha çok yansıyacağını söyleyebilirim. seçimler.”

Sözen, Ankara’nın Kıbrıs politikasının uzun vadede Türkiye’ye fayda sağlayamayacağı görüşünü de paylaşıyor:

“Türkiye’nin de imzaladığı uluslararası anlaşmalar var. Türkiye, Kıbrıs’ta garantör devlettir. Türkiye, 1960 yılında kurulan ve iki ülke olması gereken Kıbrıs Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğünün, anayasal düzeninin, güvenliğinin ve bağımsızlığının garantörüdür. “Egemen, bağımsız, ayrı bir devlet var.” Öte yandan, bu egemen devletin ne egemenliğine, ne yargısına ne de başka bir şeye saygı duyarak müdahale edeceksiniz. Bu çok tutarsız bir durum. uluslararası ilişkiler ilkelerine göre iyi bir örnek teşkil etmektedir.”

Akıncı’dan rapor yorumu: “Kıtlık var devamı yok”

DW Türkçe, seçimi kıl payı kaybeden Mustafa Akıncı ile görüştü. Yayınlanan rapora “Eksik yok, fazlası yok” yorumunu yapan Akıncı, Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’taki seçimlere her zaman müdahale ettiğini, ancak hiçbir zaman tüm kurumlarında bu kadar yer almadığını savunuyor. Akıncı, son seçimlerde Milli İstihbarat Teşkilatı’ndan askeri varlığına, sivil bürokrasiden kullandığı medyaya kadar Türkiye’nin baskı, tehdit ve menfaatleriyle sahada olduğunu belirtiyor.

Akıncı’nın Kuzey Kıbrıs-Türkiye ilişkilerinin geleceğine ilişkin yorumu da Prof. Dr. Sözen’in sözleriyle paralellik gösteriyor. Akıncı, “Türkiye dünyaya Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) ayrı ve bağımsız bir devlet olması gerektiğini söylüyor. Ancak her seçimine müdahale edilen ve cumhurbaşkanını Türkiye’nin belirlediği KKTC, fiilen bir KKTC gibi muamele görüyor. ‘Ankara’nın bile tanımadığını söyle, dünya bu şartlar altında KKTC’yi nasıl tanıyabilir?”

Tunca Öğretmen

© Deutsche Welle İngilizce

You may also like

Leave a Comment