Kabil teklifi Ankara-Batı ilişkisini yumuşatacak mı? | Türkiye | DW

by Bi'Burs

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Joe Biden arasında 14 Haziran’da Brüksel’de gerçekleştirilecek ilk yüz yüze görüşme için geri sayım sürerken, Ankara-Washington- Brüksel hattı.

Rusya’dan yaklaşık 1,3 milyar dolara S-400 hava savunma sistemi satın aldığı için ABD yaptırımlarıyla karşı karşıya kalan Ankara’ya S-400’leri elden çıkarma baskısını artıran Washington yönetimi, Ankara’nın Erdoğan-Biden’e katılmasını sağlıyor. “net bir tavırla” buluşuyor. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, “Türkiye bir NATO müttefiki gibi davranmıyor. Sadece S-400’den değil, Doğu Akdeniz’deki gelişmelerden ve savaş alanında yaşananlardan da endişe duyuyoruz. insan hakları.”

Toplantıya “olumlu bir gündem” oluşturmak amacıyla katılmaya çalışan Ankara, ikili ilişkileri rayına oturtmak için her iki tarafın da atması gereken adımlar olduğu mesajını vermeye devam ediyor. DW Turkish’e Washington ile yoğun bir diplomatik trafiğin olduğunu ve Erdoğan-Biden görüşmesinde karşılıklı anlaşmaya varıldığını, havada hiçbir şey kalmadığını anlatan Türk diplomatik yetkilileri, iki NATO müttefikinin yapamayacağı bir sorun olmadığını söylüyor. çözmek.

İyi; Amerika’nın NATO müttefiki olmayı asla kabul etmeyeceğini söylediği S-400 sorunu nasıl çözülecek?

S-400’lerin Türk-ABD ortak gözetimi altına alınacağı iddiası

Washington’daki Türkiye Çalışmaları Programı Direktörü Soner Çağaptay, S-400’lerin Türk-ABD ortak gözetimi altına alınacağını iddia etti. Türkiye’deki S-400’lerin bir NATO üssüne nakledileceği anlamına gelen bu iddia, Ankara ve Washington’un arka planını karıştırırken, Türk Dışişleri yetkilileri Washington yönetimiyle müzakerelerin devam ettiğini söylemekle yetiniyor. Zirvenin en önemli konusunun S-400 olduğunu belirten aynı yetkililer, Washington yönetimiyle karşılıklı anlaşmaya varılırsa Türk-Amerikan ilişkilerinin “daha normal” bir düzeyde ilerleyeceğinin görüleceğini söylüyorlar.

Soner Çağaptay

Ekonomi ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi (EDAM) Başkanı Sinan Ülgen, DW Turkish’e yaptığı açıklamada, ABD’nin S-400 konusundaki tutumunu sertleştirdiğini belirterek, “Çünkü Aralık 2020’de 2021 Milli Savunma Yetki Yasası çıkarıldı. Bu yasa S-400 ve CAATSA yaptırımlarını kapsıyor “Bu maddeye göre CAATSA yaptırımlarının kalkması için Türkiye’nin S-400 sistemlerini elden çıkarması gerekiyor” diye hatırlatıyor.

Türkiye’nin S-400’lere 1,3 milyar dolar harcadığı ve S-400’ler üzerinde siyasi çalkantı yaşadığı için S-400’lerde siyasi olarak geri adım atmasının zor olduğunu anlatan Ülgen, “Ankara ve Washington anlaşabilir, olacakları düşünürken yeni önerilerin gündeme gelmesinin doğal olduğunu söylüyor.

Türkiye Sinan Ülgen

Sinan Ülgen

Ülgen, Ankara ve Washington lobisini harekete geçiren son teklifin özünün, Türkiye’nin S-400 kullanımını koşullandırma anlaşması olduğuna dikkat çekiyor. Ülgen, “Tabii ki Türkiye’nin egemenlik hakkı S-400’ü satın almaktır, ancak kullanımını şart koşmak bu haklardan geri adım atmak olur. Şartların ne olacağı konusunda taraflar arasında bir anlaşmaya varılırsa, o zaman Bu sistemin denetimine ilişkin kurallar gündeme getirilecek. İncirlik konusu masaya yatırılacak” dedi. Ülgen, işin kritik kısmının İncirlik değil, hangi koşullarda anlaşma sağlanacağı meselesi olduğunu söylüyor.

Peki bu bir taviz mi? Ülgen bu soruya, “Bu açıdan bakarsan tavizler tabii. Türkiye şu anda Türk-Amerikan ilişkileri konusunda kendi inisiyatifiyle bir karar alıyor. Ama sonuçta şunun altı çizilmelidir. bir müzakere meselesidir. Karşılığında ne alındığına bakmak gerekir.”

“Askerin olduğu yerde risk vardır”

S-400 sorununun çözümü için çeşitli önerilere odaklanan Ankara, NATO zirvesi öncesi bir diplomatik girişim daha yaptı. Türkiye’nin NATO’ya Afganistan’daki Kabil Havalimanı’nı belirli koşullar altında korumasını ve işletmesini teklif ettiği ortaya çıktı. Türkiye’nin ABD ve NATO’nun tamamen geri çekileceği bir bölgede güvenliği sağlama isteği, Ankara’nın S-400’lere ilişkin ABD ve NATO ile gerginliği azaltma ve olumlu bir gündem oluşturma arayışı sonucunda değerlendiriliyor.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın “Koşullara göre Afganistan’da kalmayı düşünüyoruz. Koşullarımız siyasi, mali ve lojistik destektir” açıklamasının ardından dikkatler NATO’nun yanıtına çevrildi.

NATO’nun Afganistan’daki en yüksek sivil temsilcisi olarak da görev yapan eski dışişleri bakanı Hikmet Çetin, Ankara’nın önerisini olumlu buluyor.

Çetin DW Türkçe: “Batı ile ilişkileri birdenbire iyileştirmiyor, ancak NATO’ya olumlu yansıyor. Afganistan’da Taliban dahil herkes Türkiye’ye sempati duyuyor. Türkiye kardeş bir ülke. Afganistan’da barış görüşmeleri devam ediyor. Kabil Havalimanı’nda Türkiye’de güvenliği sağladı. Şimdi bunu tekrar yaparsa bölgesel etkinliği ve gücü artacaktır” diyor.

“En az risk Türkiye için”

Güvenliği sağlama görevinin her ülke için riskli olduğunu ancak Türkiye için daha az riskli olacağını ifade eden Çetin, “Askerin olduğu her yerde risk var ama en az risk Afganistan’da Türkiye için.”

EDAM Başkanı Sinan Ülgen, “Türkiye zaten Kabil’de konuşlanan ve havalimanının güvenliğini sağlayan ülkeydi. Şimdi bunu daha büyük ölçekte yapmayı düşünüyor. Bu açıdan evet risk ama karşılığında Türkiye’nin istikrarı da var. Hem Türk-Amerikan ilişkilerinde hem de Afganistan’da istikrarlı “Hem Türkiye’nin bölgesel etkisi hem de Türkiye’nin bölgesel etkisi açısından kazanılacak kazanımlar var” diyor.

Özgür Unluhisarcıklı Leiter des GMF Ankara Ofisi

Özgür Ünlühisarcıklı

Alman Marshall Fonu (GMF) Türkiye Direktörü Özgür Ünlühisarcıklı da aynı görüşte. Ünlühisarcıklı, “Türkiye’den başka bunu yapabilecek bir NATO ülkesi yok. Üstelik Taliban ile sürekli, gerçek zamanlı bir iletişim hattına sahip olduğu için Türkiye’nin orada da siyasi avantajları var. Türkiye bu görevi yerine getirebilir, bu yüzden bu. Türkiye de NATO içinde. Bu şirkete daha fazla prestij kazandırıyor” şeklinde konuştu.

ABD Başkanı Joe Biden, bu yıl 11 Eylül 2001’deki saldırıların 20. yıl dönümü olduğunu ve askerlerin Afganistan’dan çekilmesinin tamamlanacağını söyledi. Afganistan’da son günlerde şiddet tırmanırken, Taliban’ın uluslararası güçlere saldırmama yükümlülüğünün olmadığını açıklaması, ülkedeki yabancı askerler için güvenlik riskini artırıyor. 11 Eylül saldırılarından sonra ABD Afganistan’ı bombalamaya başladı ve Taliban’ı geri püskürtmek için uluslararası güçlerden destek aldı. 2002 yılında Afganistan’daki güvenlik ve yardım operasyonlarına katkıda bulunmaya başlayan Türkiye’nin bu amaçla bölgede yaklaşık 2 bin askeri bulunuyor. 2012 yılında Kabil’de meydana gelen helikopter kazasında 12 Türk askerinin hayatını kaybetmesinin ardından Genelkurmay Başkanlığı, Türkiye’nin Afganistan’daki varlığına ilişkin tartışmalara ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, Türk askerlerinin ulusal güvenlik güçlerini eğitmek ve Afgan halkına güvenlik ve istikrarla yardım etmek için Afganistan’da bulunduğu vurgulandı.

Hilal Köylü / Ankara

© Deutsche Welle İngilizce

You may also like

Leave a Comment