Gergerlioğlu muhalefete: “Sloganı bırakalım” | Türkiye | DW

by Bi'Burs

Sosyal medyada barış çağrısı yapmak suçundan “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla 2 yıl 6 yıl hapis cezasına çarptırılan ve Yargıtay’ın onayının ardından meclisten ihraç edilen HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu karar, iki aydır Sincan F tipi cezaevinde tutuluyor. Gergerlioğlu, hekim ve insan hakları savunucusu; Gözaltında işkence, cezaevinde çıplak arama, kaybolma ve adam kaçırma iddialarını Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) gündemine getiren bir siyasetçi olarak kamuoyu tarafından biliniyor. Sincan’daki cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin “yaşayan tanığı” olarak kendini bulan Gergerlioğlu; DW Turkish’in yaşadıklarını, siyaset-mafya ilişkisiyle tırmanan siyasi ve toplumsal gerilime ilişkin sorularını yanıtladı. Gergerlioğlu’nun bu süreçte eleştiri oklarını siyasi muhalefete yöneltmesi dikkat çekicidir.

“Bana küçük bir kabuk bile vermediler”

DW İngilizce: benİki aydır tutuklusun. Günlerin nasıl geçiyor? ücretsiz ajandanızEvinize getirdiğiniz, cezaevinde de aynı şekilde karşılaştığınız sorunlar var mı?

Gergerlioğlu: İnanılmaz bir hukuksuzlukla cezaevine atıldım. Dayak yedirmek yerine hayatımı burada en verimli şekilde geçirmeye çalışıyorum. F tipi izolasyon yeri. Burası da salgınla birlikte tam bir izolasyona dönüştü. Disiplinli bir hayat yaşıyorum. pek uyumuyorum. Yeme içmem, sporum, okumam ve yazmam her zaman düzenli. Mücadeleden geliyorum ve mücadele içindeyim. Savaşmazlarsa ölecek olan insanlardan biriyim. Yazılar yazıyorum, mesajlarımı sosyal medyaya iletiyorum. Şiirler yazıp günlük tutuyorum. Hücreler sağlıksız yerlerdir, ancak güneşli avlu olanaklarından yararlanmaya çalışıyorum.

ihlallerle karşılaşıyorum. Evim nemli olduğu için bere istemiştim. “Kar maskesi yapılır” diye verilmedi. Buradan kaçmayacağız, haysiyetimiz ve haklarımızla gideceğiz. Bunu bir hakaret olarak alıyorum. Medyada hakkımda çıkan yazıların çıktısını vermiyorlar, “telif hakkı ihlal ediliyor” deniyor. Ancak kim internete koyarsa çıktısını alacağını biliyor, sanki burada çoğaltıp para karşılığı satacağım. Mantıksızlığa bakın. İki ayda 12 kitap dışında dışarıdan kitap satın alamazsınız, kitabınız emanette bekliyor. Hapishanede kitap okumaktan başka ne yapılabilir, anlamsız bir yasak daha. Bu çok can sıkıcı bir yasak. Sevdiğim biri tarafından gönderilen bir mektubun zarfında bana küçük bir kabuk bile verilmedi. “Dalgaların sesini dinleyebilirsiniz” mesajıyla gönderilen deniz kabuğu, “hukuka aykırı olduğu için” verilmedi. Akıllarına göre kapalı görüşleri azaltıyorlar, bir buçuk yıldır salgın bahanesiyle cezaevlerinde açık görüş yok.

benİnsan hakları ihlallerinin mağdurları ve onların akrabalarıyla teması sürdürebilir misiniz?

Her kesimden tecavüze uğrayan insanlar bana müracaat ederdi, ben de onlarla gönülden ve ayrım yapmadan ilgilenirdim. İnsanlara değer veririm. Şimdi o kurbanlar bana mektuplarıyla sadakatlerini ödüyorlar. Borcumu ödemek için yaptığım hiçbir şeyi yapmadım, hiçbir şey yapmıyorum ama hayatın her kesiminden mağdurların beni unutmaması ve benim hakkımda konuşması beni memnun ediyor. Bu benim için bir madalya. Buradaki insanların tüm sorunlarını kendi sorunum olarak alıyorum. Çözümler için zihnime, beynime meydan okuyorum. Zindanda olsam bile taşıyıcı anneliğim devam ediyor. Halkın verdiği yetkiyi hiçbir gasp alamaz. Vekil koltuklarda değil, gönüllerdedir.

“Muhalefetin yapmadığını mafya lideri yapıyor”

Gündemi nasıl takip ediyorsunuz? Sedat Pekertarafından gönderilen videogündemdeler. Mafya-siyaset ilişkisi TürkiyeOnu nereye götürecek?

Gündemi kısıtlı imkanlarla takip edebilirim. Bir TV ve iki gazete aboneliğim var. Gündem; Yönetimin yozlaşmasını gösterir. Eskimiş bir hükümet, yıllardır sunduğu imkanlarla çürüdüğünü gizler ve sonunu geciktirmeye çalışır. Bir diğer üzücü durum ise; Bir mafya lideri muhalefetin yapamadığını yapabilir. Bu aslında toplumsal bir çürümeyi gösterir. Bir mafya liderinin büyük ilgi gördüğü yerde, büyük bir değer erozyonu, halkla iletişim kuramama, güven verememe olduğunu da görmeliyiz.

Güç; 128 milyar Ruhsar Pekcan, Covid-19’un yetersizliği, ekonomik çöküşü nedeniyle art arda gaflar yapıyor. Gücün yozlaşması her zaman yeni skandallarla ortaya çıkacaktır. Ancak oy oranları yeterince düşmüyor, bu da muhalefetin yeterince güven kazanamadığı anlamına geliyor. İktidarın çöküşünü beklemekten daha önemli olan; halka gerekli güveni vermek. Muhalefet somut çözümler sunmalıdır.

“Aktif muhalefet üretelim, vitrine oynamayalım”

Muhalefet; İktidara karşı şansını artırabilir mi?

Hükümet, sürpriz hamlelerine, hayatta kalma politikasına güveniyor ve başarılı olabilir. Muhalefetin bunu çok iyi görmesi gerekiyor. Halkla temasa geçilmesi gerektiğini düşünüyorum, sloganlar bir yere varmıyor. İnsanlar yolsuzluğa çok fazla bakmıyor ve siyasi görüşlerini değiştirmiyorlar, daha çok hayatlarında belirli bir standardı sağlamak için. Yoksa bu hükümet 17-25 Aralık’ta gitmeliydi. İstanbul ve Ankara seçimlerinde ‘olamaz’ denilenler başarılı oldu. Bu hükümet de demokrasi ve hukuk etrafında dönecek. Aktif bir muhalefet ürettiğimiz sürece vitrinde oynamayız. Kim ne derse desin, hak savunuculuğunda ayrım gözetmeyen bir duruşla muhalefet üretelim. Muhalefet daha inatçı olmalı. Önemli konuları gündemden düştü diye bırakmamalıdır. Aksi takdirde 2023’te iktidarın devamı bu topraklara büyük zarar verecektir. Oy oranı düşmüş olsa da Erdoğan’ın hala bu ülkede en popüler figür olması, muhalefeti özeleştiriye sevk etmelidir.

“Hayatta kalma retoriğiyle 2023’ü hedefliyorlar”

Yeni bir anayasa mümkün mü yoksa erken seçim mi?

Menfaat ortaklığı olduğu için Halk İttifakı’nın bu ortaklığı gidebildiği yere kadar sürdüreceğine inanıyorum. Birbirlerine ihtiyaçları var. 2022 sonbaharında erken seçim olabilir, ancak muhalefetin daha erken seçimler için zorlaması gerekiyor. İktidar artık her gün Türkiye için bir kayıp. Medya, güç, psikolojik savaş ve tasarruflarla çürümüş yapıyı sürdürüyorlar. Hükümet, ‘kalıcılık’ söylemiyle 2023’ü hedefliyor. 2023’ü askeri bir başarı ve restorasyonla alabileceğini düşünüyor. 100. yılında yeni bir Türkiye yaratmak istiyorlar. Bunu kör bir gözle yapabilir, ancak kronik insan hakları sorunları daha da kötüleşiyor. İdeal olmayan anayasayı uygulamayan Halk İttifakı, sözde yeni bir anayasa getirecek. Yapacakları şey anayasayı dinamitlemek. KHK rejimini yeni bir anayasa gibi sunmaya çalışacaklar. Baskıdan başka bir şey bilmeyenlerin başka seçeneği yok ama muhalefetin anayasanın uygulanmadığını vurgulaması gerekiyor. Tüm olumsuzluklara rağmen Türkiye’nin gelecekte demokrasinin ve hukukun kazanacağı bir ülke olacağını düşünüyorum.

“Türkiye insan haklarından emekli oluyor”

10 hapishaneden Bir ay sonra ayrılmanız bekleniyor. Nasıl devam etmeyi planlıyorsunuz?

İlk ayrılmaz kimliğim olduğu için savunmaya devam edeceğim. Türkiye’nin insan hakları alanında emekleme döneminde olduğunu düşünüyorum. Hepimizin alacağı çok eğitim ve ders var. Başarılı olabileceğimize inanmasaydım savaşmazdım. Toplumdaki herkes özeleştiri yapmazsa bir yere varamayız. Akıntıya takılıp kalmak yerine kalıcı hesaplar yapmalıyız. Siyasete devam edeceğim. Doğru bildiğimi söylemeye ve yapmaya devam edeceğim. Türk toplumunu empati kurmaya çalışacağım. Eski Türkiye ve eski siyaset, toplum değişmeye ve bir başkasını hissetmek istemiyorsa devam edecektir. Bu, bu topraklarda hiçbir sorunu çözmez. Sorunları çözmüyorsa siyaset ne işe yarar?!

“Halkın iradesinin aşağılandığı bir yerde son umut Anayasa Mahkemesidir”

Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) Bireysel başvuru yaptınız. Olumlu sonuçlar olabilir mi?

AYM’ye yaptığım başvuruya henüz yanıt gelmedi. Aslında halkı temsil eden politikacıların başvuruları daha erken sonuçlanmalıdır. Çünkü mağdur olan sadece ben değilim, insanlar da cezaevine atılıyor. Yürütme eliyle rakip taraf vekilini devre dışı bırakma girişimleri yapılır. Anayasa ihlal ediliyor. Halkın iradesinin aşağılandığı bir yerde toplumun son umudu Anayasa Mahkemesidir. AYM’nin adil ve olumlu bir karar vermesini bekliyorum. Anayasa Mahkemesi hakkımda yargı kararına ve benzeri konularda olumlu kararlar vermiş ve mahallin kararlarında ihlalleri vurgulamıştır. Barış akademisyenleri, Ayşe Çelik öğretmen, Sırrı Süreyya Önder kararları. Benimki daha da trajikomik bir yargıya sahip. Kanun ve anayasa kriter ise olumlu bir sonuç bekliyorum.

Hilal Köylü / Ankara

© Deutsche Welle İngilizce

You may also like

Leave a Comment