Ali Tatar’ın kardeşinden ‘Tuncay Opçin ve kalabalığına’ açık mektup

by Bi'Burs

FETÖ firarisi Tuncay Opçin, FETÖ’nün “amiral suikastı” sürecinde ikinci tutuklama emri çıkarıldıktan sonra intihar eden Yarbay Ali Tatar’ı hedef aldı.

Twitter hesabından açıklamalarda bulunan Tuncay Opçin, Ali Tatar hakkında “Ali Tatar Alevi olmasaydı intiharı bu kadar gündemde olur muydu?” dedi.

Ali Tatar’ın ağabeyi Ahmet Tatar, Tuncay Opçin’e açık mektup yazarak ona hitap etti.

Mektupta “Fetullahçı çetenin nefreti de saldırıları da bitmez” ifadelerine yer verildi.

“TUNCAY OPÇIN VE GRUBUNA

Hayat bizi acıyla sınamaya devam ediyor. İçimizdeki ateşin yeri son günlerde olmuştur. Aynı zamanda Balyoz zulmüne karşı direnişin öncülerinden Nihat Altınbulak’ı ve ardından adı her anıldığında tahtalara vurduğumuz arkadaşımız Mustafa Önsel’in genç oğlu İstemihan’ı gönderdik. ona nazar değmemelidir. Yani beni bağışlayın ama aslında hayatımızda kötü şansa ayıracak tek bir an bile yok. Bizim derdimiz bize yeter.

Ama Fetullahçı çetenin ne nefreti ne de saldırıları bitmiyor.

Burada kastettiğim, çeşitli saf duygularla Fetullah’ın şerrini takip eden, vatanını terk etmeyi aklından bile geçirmemiş ve Fetullah’ın bütün günahlarının bedelini ödemek zorunda kalmış sıradan insanlar değildir.

Ülkemizi uçuruma sürükleyen entrikaların mimarlarını kastediyorum. Ülkenin her köşesine nifak eken ama sığınaklarından hiç çıkmayan, saf insanları kullanmayı becermiş, sıkışıp kaldıklarında Pensilvanya’daki vaizlerinin etekleri altında nefes alan korkaklar.

Bunlar sadece bizim için değil, her fırsatta, her türlü insani değeri göz ardı ederek; bu ülkenin birlik ve bütünlüğüne saldırmaktan çekinmezler. Bu saldırıların en kolayı kutsallara ve inançlara yapılan saldırılardır.”

“ETNİK KİMLİKLER ÜZERİNDEN YARATILAN DÜŞMAN ATEŞİNE BENZİN DOLDURMAK”

Tuncay Opçin’in, ağabeyi Yarbay Ali Tatar’ın inancına dayanarak bir provokasyona kalkıştığını kaydeden Tatar, mektubuna şöyle devam etti:

“Kötülük sisli, dumanlı havayı sever. Bunların, bu ülkenin varlığının ve birliğinin simgesi olan Cumhuriyetin değerleri olduğu, Mustafa Kemal Atatürk’ün sözde din üzerinden, görünürdeki vefasızlıkları, saldırıları, ve bu saldırılarla insanların bir kez daha birbirlerine düşman olmaları, senaryolarının yarattığı fırsatı kaçırmaları düşünülemezdi.

İşte onlardan biri, Tuncay Opçin, kardeşim Yarbay Ali Tatar’ın inancına dayalı bir provokasyon yapmaya çalışıyor. Daha önce defalarca denedikleri gibi itibarsızlaştırmaya çalışıyor. Ülkemizde inançlar ve etnik kimlikler üzerinden yaratılan düşmanlık ateşine kendince yakıt döküyor.

Sanki bu ülkenin aydınlarına ve ordusuna karşı kurulan alçak komplolar hakkında hiçbir rolü ve bilgisi yoktu; sanki 15 Temmuz’da bu ülkeyi üyesi olduğu çeteyle iç savaşın eşiğine getirmemişler gibi binlerce insanın hayatından sorumlu değiller ve hayatları alt üst oluyormuş gibi yazıyor.

Muhtemelen tüm bu olayların bu milletin hafızasından silindiğini düşünüyor. Komplolar döneminin simgelerinden Yarbay Ali Tatar’ın insan onurunun ne olduğunu anlayamadığı için belki de “gururundan” isyanını bireyselleştirmeye çalıştığını ima ediyor.

Hemen ardından Ali Tatar’ın Alevi olduğu için bu kadar çok anıldığını ve Albay Berk Erden’in neden öne çıkmadığını soruyor. Buradan daha da ileri giderek, tam olarak düzelmeyen “Arsız Hırsız” davranışıyla bizi “istismar” ve “mezhepçi kışkırtma” ile suçluyor.

Bu utanmaz insanların kibirleriyle uğraşmak, onlarla rekabet etmek demektir ve bu dünyada hiç kimse bu kalabalıkla rekabet edemez. Tarihin Ebu Süfyan orduları bile bunlara aşık olabilir mi? Ben öyle düşünmüyorum. Bu yüzden bu alçağa cevap vermek yerine birkaç hatırlatma ile yetinmek istiyorum.”

“BU ÜLKENİN BAĞIMSIZ ALİ TATARLARI EVLERİNİ HAYATLARI ÜZERİNDEN KORUMAYA DEVAM EDİYOR…”

Ahmet Tatar mektubunun sonunda şu ifadeleri kullandı:

İnancımızı asla inkar etmiyoruz. Hep eksiklerle uğraşmak yerine, yolumuza bilgelikle yürümek, canlı cansızlara bir gözle bakmak, Allah’ın yarattığı cümle, kendi özümüzü sınamak gibi bir motto ile hayatı anlamaya ve anlamlandırmaya çalışıyoruz. gönlümüzde kin ve küstahlığa yer bırakmamak, her şeyden önce iyi ve doğru insan olmaya çalışmaktır. çalışıyoruz. Ama hiçbir zaman inancımızı insanlığımızın önüne koymadık. Onu asla bir bayrak gibi elimizde taşımayız. Ozan İbreti bu durumu şu dörtlükle özetliyor:

‘Mansur oldum, arkadaşın zülfü’nde bardar

Bu benim için büyük gurur

Bornoz giymiyorum, koni yok

İnsanlık kisvesi benim kıyafetimdir.

Burada, bu mottodan edindiğimiz edep ve Fetullahçı çetenin komploları karşısında, zulme uğrayan tüm insanları sevdik. Acıları ve kayıplarıyla barıştık. Daha önce hiç tanışıklığımız yokken ortak acılar bizi kardeş yaptı. Biz halka büyüyen çok büyük bir aile haline geldik.

Bizi birbirimize bağlayan insanlığımız, bu vatana, Cumhuriyet değerlerine, Atatürk’e bağlılığımızdır.

Bu ülkede hukuk ve adaleti en temel ortak yaşam zemini olarak görüyoruz. Bu nedenle aynı fikirde olmasak da hukuksuzluk ve adaletsizliklere maruz kalanların yanında olmaktan çekinmiyoruz.

Çünkü biz bu toprakların birliğini, tüm etnik ve dinsel farklılıklara rağmen insanların hoşgörüsünü, birbirimize saygıyı, barış ve kardeşlik içinde yaşamayı savunuyoruz.

Dışarıdan beslenen mafyanızla ne kadar uğraşırsanız uğraşın bu ideali yok edemezsiniz.

Bu ülkenin insanlarını birbirine düşman etmek ve onları sömürmek isteyen parazitlerden bu ülkenin insanlarının kurtulmasını engelleyemezsiniz.

Bu ülkenin güzel insanlarının kalbindeki Ali Tatar sevgisini yok edemezsiniz.

Bu ülkenin bitmeyen Ali Tatarları canları pahasına vatanlarını ve insanlık onurunu savunmaya devam ederken, siz de o bitmeyen nefretinizde boğulacaksınız.”

You may also like

Leave a Comment